ADATEPE TAŞMEKTEP 2010 YAZ SEMİNERLERİ PROGRAMI

19 - 22 Ağu:

Mitoloji, Arkeoloji ve Edebiyattan Troia’ya
  Rüstem Aslan

Binyıllardan Günümüze Troia
Türkiye’nin kuzeybatısında yer alan Çanakkale ili, Çanakkale Boğazı ile Avrupa ve Asya kıtasını birbirinden ayırır. Antik dönemden beri bu boğazın kıyısı pek çok önemli olaya tanıklık etmiştir. Çanakkale Boğazı kuzeye doğru Marmara Denizi ve İstanbul’a; güneye doğru ise Ege ve Akdeniz’e açılmaktadır. Boğazın antik ismi mitolojik bir öyküden kaynaklanmaktadır: Kral Athamas'ın çocukları Phryxus ve Helle, üvey anneleri tarafından evlerinden uzaklaştırılınca, gerçek anneleri Bulut Tanrıçası Nephele tarafından gönderilen, uçabilen altın postlu bir koç üzerine bindirilirler. Prens ve prenses gökyüzünde koçun üzerinde uçarken, Prenses Helle suya düşer ve boğulur. O günden sonra Boğaz, "Helle’nin Denizi" adını alır.

Yine Çanakkale Boğazı’nın bu sularında Avrupa’yı feht etmek isteyen kral Kserkes, komutasındaki Pers ordusunu karşıya geçirmek için gemilerden bir köprü yapar. Daha sonraları ise Büyük İskender, günümüz Biga ilçesinin yakınlarında yaptığı Granikos Savaşı ile Persleri yener.

Tarih boyunca Grekler, Romalılar, Bizanslılar ve Vendikliler gibi büyük güçler Çanakkale Boğazı’nı kontrol etmek ve böylece İstanbul Boğazı’na da hakim olmak için savaşmışlardır. 1462 yılında is Fatih Sultan Mehmed boğazın iki yakasına yaptırdığı kalelerle boğazın kontrolünü eline almıştır. 19. yüzyılda da aynı amaçla boğaza saldırılmıştır. 1915 yılındaki Çanakkale Savaşları’nda İngiliz ve Fransızlardan amaçlarına ulaşamamışlardır. Bu nedenle Çanakkale’nin stratejik konumu aynı zamanda bölgedeki insanların kaderlerini de belirlemiştir.
İşte bu stratejik konumu nedeniyle boğazın girişine yakın bir tepenin üstünde tarihöncesi dönemlerden itibaren yerleşim görmüş ölümsüz kentlerden biri de Troia’dır Çanakkale merkezden İzmir yönünde 22 km. uzaklıktaki Troia’ya ulaşım oldukça rahattır. Alman tüccar Heinrich Schliemann (18822-1890) İlyada’yı derinlemesine okuyup inceledkten sonra Çanakkale Boğazı’nın (antik dönemdeki adı Hellespontus) güneyinde bulunan 200 m. x 150 m. boyutlarındaki yapay bir tepe olan Hisarlık’da aranması gerektiğine inanır. Bu höyük, Karamenderes (antik adı Skamandros) ve Dümrek ((antik adı Simois) ırmaklarının vadileri arasındaki platonun hemen üstünde, Çanakkale Boğazı’na 4.5 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Bölgede yaşayan İngiliz konsolosu Frank Calvert, Hisarlık tepesinin bir höyük olduğunu çok daha önceleri anlamış ve bu tepeden satın aldığı arazide küçük çapta kazılar gerçekleştirmiştir. Schliemann yönetimdeki resmi kazılar ise 1871 yılında başlayarak aralıklarla 1890 yılına kadar devam etmiştir. Schliemann’nın 1873 yılında bulduğu ve yanlışlıkla „Priamos Hazinesi“ olarak adlandırdığı hazine buluntusu o dönemlerde dünyada büyük yankı uyandırmıştır. Schliemann bu hazineleri önce Atina’ya oradan da Almanya’ya kaçırmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Rusya’ya götürülen hazine buluntuları halen Moskova’daki Puşkin Müzesi’nde sergilenmektedir. Schliemann’nın ölümünden sonra ise kazılar arkadaşı mimar Alman Wilhelm Dörpfeld (1853-1940) tarafından 1893-94 yıllarında gerçekleştirilmiştir. Uzun bir aradan sonra, 1932-1938 yılları arasında Amerikalı arkeolog Carl W. Blegen (1887-1971) Troia’da yeniden kazılar gerçekleştirilmiştir. Blegen daha sonraki yıllarda yaptığı yayınlarla Troia merkezli modern Ege arkeolojisinin temellerini atmıştır. Elli yıllık bir aradan sonra ise yeni dönem kazıları Tübingen Üniversitesi’nden Manfred Osman Korfmann tarafından 2005’deki ölümüne kadar devam ettirilmiştir. İki kıta (Avrupa ve Asya) ve iki büyük denizin (Ege ve Karadeniz) kesiştiği, stratejik açıdan önemli konumu buranın 3 bin yıl boyunca sürekli yerleşim görmesini sağlamıştır. Burada, Anadolu’nun birçok yöresinde olduğu gibi, ev duvarlarının yapımında büyük ölçüde kerpiç kullanılmıştır. Yeniden inşa sırasında ise, kerpicin tekrar kullanılmaya uygun olmaması nedeniyle eski tabakalar düzeltilip, üstüne yeni binalar yapılmıştır. Bunun sonucu olarak da giderek yükselen ve 16 metreyi aşan bir höyük oluşmuştur.
Aşağıdan yukarıya doğru farklı 10 ana yerleşim evresi saptanmıştır:
Troia I-III (Kıyısal Troia Kültürü): Özellikle Akdeniz bölgesindeki bu dönem yerleşmelerinin dağılımı nedeniyle bu isim veriliştir. Bu dönem M.Ö. yaklaşık 3000‘de başlayıp 2100‘e kadar devam eder.
Troia IV-V: Anadolu Karakterli Troia Kültürü: M.Ö. 2100‘lerde başlayıp 1700‘lere kadar devam eder.
Troia VI-VII ise (M.Ö. 1700‘den 1100‘lere kadar ) arkeologlar tarafından Yüksek Troia Kültürü Olarak tanımlanmıştır.
Troia VIII’de ise birkaç yüzyıllık bir yerleşme boşluğundan sonra M.Ö. 700‘lerde başlayan Grek yerleşmesi M.Ö. 85‘lere kadar devam eder.
Troia IX’da M.Ö. 85‘lerden M.S. 500‘lere kadar bir Roma yerleşmesi bulunmaktadır.
Troia X’da ise 13. yüzyılda başlayan Bizans yerleşmesi 14. yüzyıla kadar sürer.
Bu tarihten sonra da o dönemdeki büyük politik değişiklikler nedeniyle Troia kültür hayatındaki eski önemini kaybeder. 17. yüzyıldan itibaren ise özellikle Avrupalı aydınların artan Troia ilgisi Heinrich Schliemann’a doruk noktasına ulaşır ve bu önem günümüze kadar devam eder. Homeros’un M.Ö. 730‘larda yazıya geçirdiği İlyada isimli destanı, Troia Savaşı‘ efsanesinin küçük bir bölümünü kapsar: Troia kralı Priamos’un oğlu Paris, bir güzellik yarışması sonrasında, kendisine dünyanın en güzel kadını sözünü veren tanrıça Afroditi seçer. Daha sonra ise Paris, Sparta kralı Menelaus’un dünyalar güzeli karısı Helen’yi kaçırıp, Troia’ya getirir. Bunun üzerinde Akhaların orduları Agamemnon komutasında toplayarak Troia’ya saldırırlar. Homeros’un İlyada Destanı ise bu savaşın onuncu yılındaki son 51 günü anlatır. Akhaların kahramanı Akhilleus’un orduların yöneticisi Agamemnona’a karşı öfkesi sonucunda, savaştan çekilmesiyle destan başlar. Destan Akhilleus’un savaşa dönmesi ve Troialı kahraman Hektor’u öldürüp, cesedeni savaş arabasının arkasına bağlayıp Troia’nın surlarının etrafında sürüklemesi ve daha sonra Hektorun ölüsünü babası Priamos’a vermesiyle biter. Homeros’un ikinci destanı Odysseia’da ise, Troia’nın yıkılması anlatılır: Herşeye rağmen kenti alamayacaklarını anlayan Akhalar, tahta bir at yaparak kentin kapısına bırakırlar. İçlerinde savaşçılar gizli bu at, bir hediye olarak kente alınır ve atın içinden çıkan savaşçılar kentin kapısını açarak, 10 yıl fethedilemeyen kenti, yakar yıkarlar.
Araştırmacıların büyük çoğunluğu, destanın birebir yaşanmış olduğunu kabul etmemekle birlikte, destanda tarihi bir özün olduğuna inanmaktadırlar.
Bu ölümsüz destan M.Ö. 8. yüzyıldan günümüze kadar sürekli kopyalanarak günümüze kadar ulaşmıştır.

Tavsiye edilen okuma listesi:
Destanlar:
Homeros. İlyada (Çevirenler: A.Erhat-A.Kadir).Can Yayınları
Homeros. Odysseia. (Çevirenler: A.Erhat-A.Kadir).Can Yayınları
Kazı Sonuçları:
M.Osman Korfmann. Troia-Wilusa Gezi Rehberi. Troia Vakfı Yayınları.
Troia: Düş ve Gerçek (Yay. M.O. Korfmann vd.) Homer Yayınevi.
Genel Yayınlar.
A. Erhat. Gül İle Söyleşi. İş Bankası Yayınları.
R. Aslan. Troia Macerası. Gendaş Yayınları.
B.Brandau. Troia: Bir Kent ve Mitleri. Arkadaş Yayınları
B.Brandau-P. Jablonka. Resimlerle Troia.Arkadaş Yayınları
B. Umar. Troia. İnkilap Yayınları
H. Şahin. Troyalılar Türk müydü?. Troy Yayınları. l

Rüstem Aslan Hk.


Ders ücreti: 250 YTL
Ders Saatleri: Perşembe 18 00 -21 00, Cuma, Cumartesi Pazar: 09 00- 12 00

Bu ders kapsamında Pazar günü Troia gezisi yapılacaktır. Ulaşım Taşmektep tarafından karşılanacaktır.