ADATEPE TAŞMEKTEP 2016 YAZ SEMİNERLERİ PROGRAMI

21 - 24 Tem :

Avrupa Resminde Troia Savaşı ve Efsaneleri

 

Zerrin İren Boynudelik

Antik mitolojinin iki figürü, Akhilleus’un babası Peleus ve deniz yaşlısı Nereus ile Doris’in elli kızından birisi olan Thetis’in düğününde, davetli olmadığı için sinirlenen kıskançlık ve kavga tanrıçası Eris ortaya bir elma atar. Üzerinde “en güzele” yazan bu elmanın kime verileceğine karar vermek için bir yarışma düzenlenir. Athena, Aphrodite ve Hera’nın yarışmacı olduğunu gören Zeus, bu işe karışmamanın bir yolu olarak Troia Kenti’nin bir zamanlar İda Dağı’na terkedilmiş prensi Paris’i hakem olarak görevlendirir.

Yarışmanın sonucunda gelişen bir çok olay ve nihayetinde de Akalar ile Troialılar arasında büyük bir savaş olacaktır. Bu süreçte öyküye öncesinde ve sonrasında girip çıkan pek çok tanrı, tanrıça, kahraman ve olay vardır. Bu olay ve ilişkiler Antik Yunan mitolojisi ve edebiyatının büyük bir bölümünü kapsar. Homeros İlyada ve Odysseia’da tamamen bu olayı anlatır.

Rönesans dönemi ile birlikte Antik dönemlere karşı uyanan ilgi bu metinlerin de tekrar tekrar okunmasına yol açmıştır. Ve tabi ki bu metinler görsel alanda da sayısız betimlemenin kaynağı olmuştur. Avrupa resim sanatına tek bir konu üzerinden bakarken, hem efsaneler, tanrılar hem de Rönesans ve Barok dönemlerin resimsel üslupları ve sanatçıları ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Kaynak:
Homeros, İlyada, (Çev: Azra Erhat ve A.Kadir, İş Bankası Yayınları, 2016, İstanbul
Homeros, Odysseia, (Çev: Azra Erhat ve A.Kadir, İş Bankası Yayınları, 2015, İstanbul

Katılım ücret: 430 TL

Seminer saatleri: Perşembe: 18 00 -20 30

Cuma, Cumartesi, Pazar: 09 00- 12 00
 


28 – 31 Tem :

Avrupa Uygarlığı’nın Oluşumunda Din Savaşlarının Rolü

 

Kürşad Demirci

Haçlı seferleri sonrası Avrupa’da ortaya çıkan teknolojik gelişmeler, "çevre kültürleri" ve ulus devleti anlayışı.
Protestan ve Katolik dünyasındaki din savaşlarının modern Avrupa Uygarlığı’nın oluşumundaki etkileri.
Din savaşlarınn yol açtığı konjonktürün demokrasi ve sanat kültürüne etkisi.
İslam coğrafyasındaki din savaşlarıyla farklılıkları.
Tüm din savaşlarında olduğu gibi doktrin, siyasal manipulasyonlar ve ekonomik ilişkiler ağının işleyişi.


Katılım ücret: 430 TL

Seminer saatleri: Perşembe: 18 00 -20 30

Cuma, Cumartesi, Pazar: 10 00- 12 30


1-7 Ağu :

NOTOS Yaratıcı Yazarlık Atölyesi

 



“Notos Yaratıcı Yazarlık Atölyesi’nin bugüne dek yalnızca İstanbul’da oluşu yüzünden öteki şehirlerden katılım

sağlanamıyordu. Biz de Yaratıcı Yazarlık Atölyesi’ni bundan sonra yaz aylarında Adatepe’de özel bir kültür

kurumuna dönüşmeye başlayan Taş Mektep’te yapmaya karar verdik.

Taş Mektep’te 6 günlük yoğun bir atölye yapacağız. Altı gün boyunca her gün üç ders, yaklaşık 30 saatlik

uzun çalışma zamanımız olacak. Altı gün sonra hepimize yararlı olduğunu gönül rahatlığıyla aklımızdan

geçireceğimiz bir çalışma yapmış olmayı hayal ediyoruz. Verimli ve disiplinli bir çalışmaya varsanız birlikte olabiliriz.”

(Notos web sayfasından)


Ayrıntılı bilgi ve kayıt için www.notosatolye.com

 

13 - 14 Ağu :

Bilginin Ekonomi Politiği

 

Mehmet İnhan


1781'de James Watt'ın patentlediği buhar makinası, tarıma dayalı üretim tarzını kökten değiştirirken henüz “enerji” kavramının ne olduğu kimsenin bilincine yerleşmemişti. Buhar makinasının verimini nasıl artırırz sorusuna yanıt aranırken maddenin yeni fiziksel yasaları ortaya çıkmaya başladı. Buhar haznesinde nelerin olup bittiği, “ısı”, “iş”, “enerji” kavramları arasındaki ilişkileri, oradan da en büyük termodinamik sistem olan kâinata hükmeden yasaların keşfine kapı araladı. Buhar makinasının patentlenmesinden sadece 8 yıl sonra da Fransız ihtilali ile tarıma dayalı ekonomik ve siyasal sistemler çökmeye, yerini yeni mülkiyet ve üretim sistemlerine, siyasal ve sosyal yapılara, ulus devletlere, vatandaşlık ve laik hukuk sistemlerine bırakmaya başladı. Sanayi devrimi ile üretkenlikte gündeme gelen muazzam patlama ardından o güne dek bilinen hemen herşeyi değiştiren bir süreci tetikledi.

Bilgi de, tıpkı enerji gibi gizemli ve kavranması kolay olmayan, henüz yeni yeni tanımlamaya başladığımız bir olgu. Tarihsel süreç içerisinde de “enerji” ile benzer bir kaderi paylaşacak gibi görünüyor. Bilgi işlemcilerin icadı ile birlikte, bilgi teorisine koşut olarak hızla gelişen bilgi üretimi, iletişimi ve teknolojisi tıpkı sanayi devriminde olduğu gibi yirminci yüyılın son çeyreğinden itibaren muazzam bir üretkenlik patlamasının temelini oluşturuyor. Bilginin üretim ve dağılım süreci nitelik olarak sanayi üretiminden çok köklü farklılıklar taşırken kendisinden önceki üretim biçimlerine de, yani sanayiye ve tarıma hükmetmeye ve onları hızla dönüştürmeye başlıyor. Artık yeni mülkiyet biçimlerinin ve yeni bir üretim tarzının doğuşuna şahit oluyoruz. Bu sürecin, beraberinde ekonomik, siyasal ve sosyal boyutta ne gibi dönüşümler yaratmaya gebe olduğu, ufuk turumuzun konusu.

Amacımız, bugüne dek bildiğimiz ve varsaydığımız kabulleri bir kenara bırakmayı göze alarak bu dönüşümün farklı alanlardaki “tezahürlerini” irdelemek ve bilgi toplumunun “ütopyası” üzerine birlikte bir zihin egzersizi yapabilmek.  

Taşmektep olarak başından beri bilginin farklı bir biçimde üretildiği ve tüketildiği bir ortam olmayı amaçladık. Bu amacımızı desteklemek üzere, geleneksel Taşmektep Yaz Seminer ve Atölyelerine paralel olarak yeni bir dizi başlatıyoruz. Bu dizinin adını, ilk konuğumuzdan ödünç aldık: “ufuk turu”
 
Bu dizide bilginin paylaşımına armağan ekonomisi üzerinden bakarak bu alışverişin değerini katılımcıların kendilerinin belirlemesini istiyoruz.
 
Katılımcılarımızdan Taşmektep’e gelirken oturuma katkıda bulunacak, değiş tokuş edebilecekleri bir şeyle, (kek, kurabiye, bir paket çay, kahve, bir şişe su, soda veya paylaşabilecekleri değişime sokabilecekleri bir kitap, dergi veya da “ne isterlerse onunla”), gelmelerini, dilerlerse Taşmektep’e farklı biçimlerde katkıda bulunmalarını bekliyoruz.
 
Aldığınız, verdiğiniz, değiş tokuş yaptığınız bilginin değerini siz kendiniz belirleyin……



Katılım ücretsizdir.

Seminer saatleri: Cumartesi, Pazar: 18 00- 20 30
 


13 - 14 Ağu :

Tanrılar’ın Nektarı DONDURMA

 


Türkiye’nin en iyi dondurma
ustası Osman ile dondurma yapacağız.

Katılım ücretsizdir.

Atölye gün boyu sürecek.
 


yy

13-14 Ağu :

İpek Yolu’nda Uygurlar
  Melek Özyetgin


İslam Öncesi Türk Kültür ve Medeniyetinden Bir Sayfa:

Orta Asya’daki Eski Uygur dönemi, genel Türklük alanı içinde, coğrafya, dil, din ilişkisinin kalıcı izler bıraktığı tarihteki yegâne alanlardan biridir. Bu dönem ayrıca İslam öncesi Maniheist ve Budist bir çevrede Türk dilinin en zengin yazılı eserlerinin verildiği dönemdir. Başlangıçta Moğolistan bozkırlarında ardından göç yoluyla gittikleri bugünkü Çin sınırları içinde kalan, tarihi İpek Yolu’nun önemli bir kısmını kapsayan coğrafyada Uygurlar Orta Asya Türk kültürünün en parlak ve verimli dönemini yaratmışlardır.

Tarih sahnesinde Uygurların varlık gösterdiği ve katkı yaptığı alanlardan biri de İpek Yolu’dur. Kültür, inanç ve yaşam tarzı bakımından farklı olan Doğu ve Batı arasında İpek Yolu bir köprü vazifesini görmüştür. Bu tarihî yolun Orta Asya’daki kısmı 10. yüzyıldan başlamak üzere 14.yüzyıla kadar büyük ölçüde Uygurların hâkimiyeti altında olmuştur. İpek Yolu’nun ana güzergâhı üzerinde kurdukları şehirleriyle Uygurlar bu coğrafyanın gelişmesinde ve zenginleşmesinde önemli rol oynamıştır. Önce Maniheist ardından Budist olarak İpek yolunda zengin bir kültür yaratan Uygurların katkılarının birincil tanıkları olan Uygur hukuk belgeleri günümüze kadar ulaşmıştır. Orta dönem yerleşik Türk kültürünün en güçlü temsilcisi olan Uygur toplumuna ait bu hukuk belgeleri, gerek şahıslar arasındaki gerekse şahıslarla devlet arasındaki hukukî süreçleri bize tanıklamaktadır. Bu seminerde, eski Türk çağının sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamı konusunda paha biçilmez değerde olan bu orijinal belgelerin ışığında Uygurlar ve İpek Yolu’na yaptıkları katkılar anlatılacak. Uygurların şehirleri nasıldı? Aralarında nasıl sözleşmeler yapıyorlardı? Sözleşmelerinde bugünkü temel hukuk kavramları kefil, müteselsil kefil, rehin, ipotek, tanık, cezai müeyyideler nasıl yer alıyordu? Kişi hakları açısından nasıl uygulamaları vardı? Nüfus sayımlarına esas olan aile beyannamelerini nasıl hazırlıyorlardı? Uygurlarda vasiyet geleneği nasıldı? Kölelerine nasıl davranıyorlardı? Uygurların aile yaşamlarında evlatlık alma ve evlat rehin verme nasıl yapılıyordu? İpek yolunun en mahir tüccarları olarak Uygurlar kağıt parayı nasıl kullanıyorlardı? İpek Yolu’nda ticaretteki en önemli alınıp satılan materyaller nelerdi? Dönemin orijinal hukuk belgelerine dayalı olarak bu soruların cevapları örneklerle bu seminer çalışması içinde değerlendirilecek.

Katılım ücret: 350 TL

Seminer saatleri: Cumartesi, Pazar: 09 00- 12 00
 


18 -21 Ağu :

BEDEN ve Onu Kuşatan “Herşey” Hakkında:  Queer Bakış
  Kolaylaştırıcılar: Sevinç Altan, Çağla Ormanlar Ok, Güneşin Aydemir, Zerrin İren B.
Konuk: Leman S. Darıcıoğlu


Bedenin ve cinselliğin bir öz yahut doğa değil, bir kurgu olduğu fikrini temel alarak beden ve cinselliği masaya yatıran queer teori, dünyayı incelemek için beden ve cinsellik üzerinden normları merkezine alan bir norm politikası olarak özetlenebilir. Bu politika ilk odağını kaybetmeden her yana dağılabilir; queer bir göz ile ırkçılık konusuna, göç konusuna, ekonomiye, sanata vb. bakabiliriz. Bir kimlik değil, bir tutum, bir perspektif, bir bakış olarak queer üzerine olan bu atölyede queerin sanat, aktivizm ve teorik tarihinde bir gezintiye çıkıyoruz. Kategoriler bize ne sağlar, ne götürür? Bedenimiz, cinselliğimiz gerçekten sadece bizim midir? Gündelik hayatlarımız cinsiyetli midir? Arzu – beden – yönelim/tercih arasındaki ilişkinin özgürleşmesi ne anlama gelmektedir? Zaman zaman politik alanda hayati dertlerin uzağındaki kişilere ait bir heves olarak görülen queer neden bir detay değildir? İktidarın bedendeki ve arzudaki işleyişini kırmak, cinselliği ve bedeni bir kaçış çizgisi olarak kullanmak mümkün müdür? Queer gerçekten ithal midir? Queer sanat ne demektir?

Benzer soruların içinde filmler, videolar ve sohbetler aracılığıyla dolanmaya çalışacağız.

Sabah öğlen saatleri arasında gerçekleşecek sohbetlerin yanı sıra akşamları film gösterimleri ve gün içinde bir beden atölyesi olacaktır. Katılımcıların yanlarında buna uygun rahat kıyafetler getirmeleri rica edilir.

Bedensel farkındalık yolculuğuna çıkacağımız bu atölyede, şehir hayatının kaosunun yaşamamızda etkilerini bir kenara bırakıp topraklanma ve "içe bakma" pratikleri üzerinde duracagiz. Merkezimizi omurga ve nefes aracılığıyla daha iyi tanıyacak ve kendimize has olana doğru bir araştırma sürecine gireceğiz.



Atölyeye katılmak için hareket geçmişine gerek yoktur. Her yaşa ve bedene açıktır. Katılımcıların yanlarında buna uygun rahat kıyafetler getirmeleri iyi olur.

Bedensel bir engeliniz varsa lütfen atölye öncesinde söyleyin.



Atölye yürütücüleri: Leman S. Daricioglu, Seçkin Çinar



Katılım ücret: 430 TL

Atölye saatleri: Perşembe: 18 00 -20 30

Cuma, Cumartesi, Pazar: 09 00- 12 00


 


25-28 Ağu : RUM Mutfağı mı dediniz?
  Marianna Yerasimos


Rum Mutfağı mı Dediniz? Bizans’ta yemek kültürü, Osmanlı Döneminde Rum Mutfakları  (1453–1840), Tanzimat’tan 20. yüzyılın ortalarına kadar Rum Mutfakları, Ortak tatlara bir örnek: Kurabiyeler
 
 
Kaynaklar:
Dalby, Andrew, Biznas’ın Damak Tadı, İstanbul, 2004.
Jeanselme- Oeconomos, “L’Aliments et Recettes Culinaires des Byzantins” in Proceedings of the 3. int. Congress of the History of Medicine, London, 1922, pp 155–168
Koder, J, Gemüsse in Byzanz, Wien, 1993.
Koder, J. Das Eparchenbuch Leons des Weisen (886-912), Wien, 1991.
Krumbacher, K.Das Fischbuch “ O Psarologos”  Sitzb. Der Bayer Akad., 1903.
Byzantine Monastic Foundation Documents Vol-1-5 Dumbarton Oaks Research Library
Yerasimos, Stefanos, Sultan Sofraları, İstanbul, 2002.
Yerasimos, Marianna, 500 Yıllık Osmanlı Mutfağı, İstanbul, 2002.
Yerasimos, Marianna, Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Yemek Kültürü, İstanbul, 2011.


Katılım ücret: 430 TL

Seminer saatleri: Perşembe: 18 00 -20 30

Cuma, Cumartesi, Pazar: 09 00- 12 00

 


2-4 Eyl :

Kuş Gözlem Okulu
  Burcu Arık Akyüz


İspinoz, büyük baştankara, saka, ağaçkakan, florya benzeri yaygın kuşları tanıyıp görmeye çalışacağız. Türkiye’nin kuş türlerini, bu türleri nerelerde görebileceğimizi, ne zaman ve nasıl gözlem yapabileceğimizi, kuşları nasıl tanıyabileceğimizi ele alacağız.

Gözlem için rahat kıyafetler, uzun pantolon, kapalı spor ayakkabı, dürbün, kuş rehber kitabı (WWF Türkiye’den Collins yayınlarının kitabı önerilir), gözlem defteri, şapka iyi olur.

Cuma 16 00 okulda buluşma. Biraz gözlem (okul bahçesinden ne görebilirsek) biraz sohbet. Okulda hafif bir akşam yemeği. Böylece sohbet de devam eder.
Cumartesi sabah gözlemi için alana çıkış (05 30’da başlar), okula dönüş, 2 saat teori, akşamüstü 16 00’da okulda buluşma, 17 00 tekrar gözlem için alana çıkış.
Pazar sabah erken kuş gözlemi ve biraz teori. Öğlen yorgun argın evlere dönüş.


Katılım ücret: 430 TL

Atölye saatleri: Cuma 16 00,

Cumartesi 05 30 – 12 00, 16 00-18 00, Pazar: 05 30 – 12 00